1 ANASAYFA
1 BİLGİ EDİNME
1 İNSAN HAKLARI
1 TÜKETİCİ HAKLARI
1 MEVZUAT
1 KÖYDES
1 BİRLİK
1 VAKIF
1 KÖY GEZİLERİ
 
1 KURUL KARARLARI
 
1 Tanıtım
 
1 Kaymakamlık
 
1 Kamu Kurumları
1 İl Genel Meclis Üyeleri
1 Belediyeler
1 Muhtarlıklar
1 Sivil Kuruluşlar
1 Kültür & Turizm
 
1 Önemli Telefonlar
 
1 Linkler
1 Belirli Gün ve Haftalar
 
1 YEREL TARİH
1 KİTAPLIK
1 ANKETLER
 
1 ARŞİV
 
1 GALERİ
1 İLETİŞİM
10.08.2012 TARİHLİ ANKET
SYDV (Vakıf)'ın çalışmalarından memnuniyetiniz hangi düzeyde?
Konulu ankette oy kullanmak için tıklayınız
Üye Girisi
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Güvenlik Kodu : 375
KÖŞE YAZARLARI
MEZİTLİ TARİHÇESİ

MEZİTLİ TARİHÇESİ

DORLAR’DAN GÜNÜMÜZE , MEZİTLİ

TEMMUZ 2010

YAZAN:KEMAL TEKİN

Dorlar, Mezitli Kasabası yakınlarında, Soloi adıyla bir yerleşim kurarlar. Bugün ki Yunanistan’dan gelen kavimler ve Anadolu’daki kimi kavimler, MÖ 9. yüz yıldan başlayarak Doğu Akdeniz’de koloniler oluşturmaya başlarlar.

Makedonya Kralı, Büyük İskender zamanında, Soloi Kenti’nin Pers İmparatorluğu’na yakın olduğu bilgilerine ulaşılır. İskender, Soloi Kenti’ni ele geçirerek, kentin halkına da iki yüz gümüş para cezası vererek Tarsus’a doğru ilerlemesini sürdürürken, limanda bulunan donanmasını teftiş eder. Soloi’nin halkını da, halk egemenliğine dayanan idare sistemine bırakır.

İskender’in ölümünden sonra, komutanlarından Selefkos Nikotor’un, kurduğu devletin (MÖ. 312 - MS. 64) egemenliğine geçen Soloi, dönemin en önemli ticaret, bilim merkezlerinden biri olmayı sürdürür.

Selefkoslar Hanedanlığı’nın zayıflamasıyla, Ermeni Kralı Tigran, Soloi’yi tahrip eder; tüccarları, sanatkarları, başkentini şenlendirmek için sürer. Sürülenlerin sayısı üç bini bulur. Buradaki tüccarlar ve sanatkarlar, hem niceliği, hem de niteliği bakımından, döneminde kentin, Kapadokya ile birlikte önemini anımsatır.

Roma İmparatorluğu Komutanı, Pompeius MÖ. 66 yılında, Soloi adındaki kenti yeniden yapılandırır. Ermeni Kralı Tigran’ın egemenliğinden sonra –Ermeni Kralları’nın korsanlarla iş birliği yaptığı kaynaklarda belirtilir-, Soloi korsanların bölgesi haline gelir, Roma İmparatorluğu donanmalarına –ticaretine- çok büyük hasarlar vermeye başlar. Pompeius, elli günde, korsanları Akdeniz’den püskürtür, Korsan Devleti diye anılan buradaki yerleşimlerin, bütün kalelerini yıktırır. Kent artık, Pompeipolis adıyla anılır. Soloi-Pompeipolis MÖ. 11-13 yılları arasında, Kilikya’da önemli bir merkezidir. Korikos (Kızkalesi) ile Soloi arasındaki bölge tecim merkezi kadar piskoposluk merkezidir.

Romalılar’ın Pax-Romana adına verdikleri kentleşme bilincinden Soloi’de payını alır. İmparatorluk genelinde belirgin ve çarpıcı bir ortak kültür görüntüsü çerçevesinde, günümüzdeki hava alanı binalarının bir ülkeye giriş binaları gibi, önemli bir yapıya sahiptir limanlar.  Limanlar; çevresinde depo, ambar, ofis gibi salt işlevselliğe yönelik değildir. Yapı, Limanı çember gibi saran klasik biçemdeki yapı dizilerinin tam ortasında, sahne dekorlarını aratmayan görkemli bir kompozisyon oluşturur. Kent, Romalılar Dönemi’nde, Efes, Milet, Liman Kentleri’yle karşılaştırılabilir. Hadrian, Kilikya Seferi sırasında MS. 130- 150 yıllarında Soloi’yi ziyaret eder, kentin baniliğini üstlenir. Limanı yeniden inşa eder. MS. 209 yılında Antoinus Pius, Pompeipolis resminin olduğu bir para bastırır.

6. yüz yılın ilk yarısında, kentte bir deprem meydana gelmiştir. Peschlow, kaynaklarda depremin belirtildiğini yazar. Schenider’e göre kentte bir yıkım olmamıştır. Pompeipolis’in piskoposluk merkezi olması, burada önemli düzenlemeler yapılmasını da beraberinde getirir.  3. yüzyıla dek kent gelişimini sürdürür.

Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla, bölgedeki istikrarsızlık, ileriki dönemlerde iyice kendini hissettirir, Soloi-Pompeipolis kenti, Büyük İskender’in, Roma İmparatorluğu’nun yükselmesindeki önemli konumuna bir daha ulaşamaz. Profesör Doktor, Suna Güven: “ Sikkelerde betimlenen mimari formların, belirli bir noktada gerçeği yansıttığı düşünülürse, yuvarlak ya da kavisli formlarında arkeolojik bir ipucu olarak değerlendirileceği, ortaya çıkar. Bu bakımdan Pompeipolis’de on dokuzuncu yüzyılın başlarında yapılan gezilerde belgelenen ancak günümüzde artık görülmeyen liman kalıntılarının… kavisli ve görkemli bir mimarinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Kent ölçeğinde kavisli bir mimarinin varlığından söz edilmesi geçmişte kentin önemini yansıtır” diye belirtir makalesinde.

İslamiyetin egemenliğinden sonra altı yüz otuz dokuz yılında Halit bin Velid’in yerine tayin edilen komutanın, Viranşehir’e dek ilerlediğinden kaynaklar bahseder. Halifelik kavgası (Ali- Muaviye), sırasında Kilikya kaybedilir.

Harun Reşid zamanında Horasan’dan bu bölgeye, Türk Halkı yerleşmeye başlar, ağır ağır bölgede Türk Egemenliği oluşur, ancak, Mezitli (Soloi - Pompeipolis. Viranşehir.), bir daha eski görkemli günlerine kavuşamaz. Tarsus, Mezitli’nin (Soloi - Pompeipolis) yerini alır, önemli bir yerleşim, liman kenti olarak, on dokuzuncu yüzyıla dek, Tarsus kenti görülür, Kızkalesi (Korikos), Kıbrıs’la bağı sağlayan bir diğer liman olmasına karşın, Tarsus kadar önemli bir liman değildir.

Selçuklular zamanında, Anadolu Selçuklu Hükümdarı, Süleyman Şah, Üç - Ok Grubu’na bağlı boylara bölgede egemenlik kurdurur. Selçuk Oğulları, Türk Göçleri’ni akıllı bir siyasetle yerleşmeye tabi tutarlar. Benzer, Oğuz Boyları’nın, belirli sahalarda birikmesine izin vermezler. Aralarına başka Oğuz Boyları yerleştirirler.

Karamanlılar, I. Alaeddin Keykubad Dönemi’nde bölgeye yerleşir. Yaylaklarda egemenlikleri sürse de Karamanoğulları’nın, Selçukiler’le ilişkileri güçlüdür. Bin üç yüz altmış yedi (1367) yılında, tüm bölge –kıyı şeridi- Türkmenler’in eline geçer (Ayaş, Adana, Tarsus, önemli kıyı limanı, Kızkalesi: Kıbrısla bağlantısı nedeniyle önemlidir). Karamanoğlu Alaeddin Bey’in katkısı çok fazladır fetihlerde. Gedik Ahmet Paşa’nın, Karamanoğulları’nı yenmesiyle (1464-1471), günümüze dek sürecek olan Türk Egemenliği başlar.

İskenderun’ndan, Mersin’e dek uzanan bölgedeki Türkmenler, genelde Üç – Oklar’dan oluşurlar. Bu boylar arasında, Gökçeliler: Deliçay ile Mezitli Deresi arasında, Gökçeliler’in batısında ise, Elvan Boyu yaşamaktadır. Bu boyların Avşarlar’dan olduğu bilinmektedir. Bölgeye yerleşen başka boylarda bulunmaktadır. Bölgeye yerleşen boyların, pek azı çiftçilikle uğraşmakta, konar göçer yaşamı sürdürmektedir.

Evliya Çelebi’ye göre Mezitli adı, Metizoğlu adlı bir şahısdan gelir, Metiz adı Mezitli’ye dönüşür. Mezitli' ye ilk muhtarlık mührü Çelebi'nin Seyahatname'sinden anlaşıldığına göre on yedinci yüz yıl’da verilir. On yedinci yüzyılın ikinci yarısında, bu yörede en az 501 hanenin var olduğu biliniyor, nüfus altı yüz kişi… On sekizinci yüz yıl’da Osmanlı'nın hatalı politikaları yüzünden, bölge halkı, parçalanarak cemaatler halinde farklı bölgelere gidip buralarda yurt tutarlar. On dokuzuncu yüz yıl’ın başından itibaren ise bu soyun devamı olan Koca(eli) Bekirli Cemaati,  Eski Mezitli’yi ticari anlamda geliştirir. Cemaat, Koca Ören Mevkii' ne kışlak kurup hayvancılığın yanı sıra yarı ticaret, nakliyecilik, kısmi ziraate başlarlar. İbrahim Paşa İsyanı ve ardından ziraat politikası nedeniyle, Koca (Deli) Bekirli’ler yeniden zayıflarlar. Bin sekiz yüz altmış dört'den sonra ekip biçtikleri topraklar kendilerine dağıtılınca, Koca Ören'deki evlere,  Eski Mezitli' ye yaptıkları altı ahır, iki katlı taş binalara yerleşirler. Bir süre sonra köy dağıldığı için muhtarlığı lağvedilir. On dokuzuncu yüz yıl’ın başlarından itibaren, Mezitli, köy statüsüne alınır ve yeniden mühür verilir. Bu sırada Mezitli Köyü merkezi bugünkü Koca Ören Mevki’dir. Bin sekiz yüz altmış dört'den sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar.

On dokuzuncu yüz yıl sonlarında Mersin İli’nin canlanmasıyla, bölge yeniden şekillenmeye başlar. Konya Ovası’ndan, Ankara’dan kervanlar ile getirilen ürünlerin; Mezitli’de –Eski Mezitli-, Mısır ve Kıbrıs’tan gemilerle getirilen ürünlerle değiş-tokuş yapıldığı kaynaklarca belirtiliyor. Yerli ve yabancı tüccarlar arasındaki aracılık görevini ise Mersin’e yerleşmiş Levantenler yapıyorlar. Bu aracılık görevini yapan Mersinli Levantenler, önceden yerli halktan aldıkları ürünleri depolayıp, gemiler geldiği zaman Karaduvar Limanı’na taşıtıp, gemilere teslim ediyorlar, işte bu ürünlerin depolanıp korunduğu yer Mezitli’deki Tol depoları idi. Mısırlı İbrahim Paşa’nın, Tarsus’a dek gelip limanı ele geçirmesi, Tarsus Limanı’ndaki aşırı baskılar –rüşvet, bürokratik engeller vb.- Mersin Tren Garı’nın oluşması, sonucunda, Mersin en parlak günlerini yaşamaya başlar.  Mezitli’deki yerleşim, Mersin’e doğru yayılır.

On dokuzuncu yüz yıl’da, Mezitli, köy statüsüne alınır, mühür verilir. Bu sırada Mezitli Köyü’nün, merkezi, bugünkü Koca Ören Mevki’dir. Bin sekiz yüz altmış dört’den sonra ise Eski Mezitli' ye göçler başlar. Bu tarihten sonra, yerleşim, Doğu’ya (Silifke-Mersin asfaltı çevresine) yayılır. Bin dokuz yüz altmışlar’a dek Koca Ören Mevkii, köy merkezini oluşturur.

Kurtuluş Savaşı sırasında, Mut’da başlayan Kuvva-i Milliye hareketi sırasında Mezitli’de şiddetli çatışmalar meydana gelir. 5-Nisan-1920’de Fransızlar, sahilden top ateşiyle, Tömük’ü bombalamaya başlar. Mezitli Köyü’ne asker yığarak köyü yıkmaya çalışırlar. Doğan ve Mustafa Nail Bey’ler , Emin Aslan, Fransızlar’ı köyden çıkararak, epeyce silah ve cephane edinirler.

Cumhuriyet Dönemi’nde bağ, bahçe, tarla ve çiftlikleriyle önemli bir yere sahip olan Mezitli bin dokuz yüz altmış sekiz’den sonra, kasaba statüsüne getirilerek Mezitli Belediyesi kurulmuştur. Mezitli günümüzde, yüz yirmi bini aşan nüfusu ile önemli bir yerleşim yeridir. Yoğurt Pazarı, Azakhan Pazarı devreye girinceye dek Eski Mezitli önemini koruyacaktır. Mersin’in gelişmesi üzerine ise artık alışveriş ve ticaret merkezi Mersin’dir.

Günümüzde ise ilk yerleşim yeri olan Antik kent; Soli Antik Kenti’nin çevresi yerleşim alanları ile dolmuştur. 1999 yılında İçel Müzesi ve 9 Eylül Üniversitesi; Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyeleri’nden  Doç. Dr. Remzi Yağcı tarafından yapılan arkeolojik kazılarla Soli hakkında daha gelişmiş bilgiler elde edilmeye başlanmıştır. Doçent Doktor Remzi Yağcı tarafından sürdürülen  on yıllık kazılar sonucunda elde edilen buluntular, Mersin Müzesi’nde sergileniyor. Ayrıca Petersburg Hermitage Müzesi’nde  Bizans Dönemi’ne ait sikkeler, altın ve gümüş objeler bulunuyor, (Soli’de bulunan bir kiliseden götürüldüğü anlaşılıyor).

Bulunan bu eserler içinde 2003-2004 kazılarında bulunan Asklepios (Sağlık Tanrıçası), Nemesis (Adalet ve intikam tanrıçası), heykelleri ile 2008’de bulunan Apollon (Güneş Tanrısı: Tarım, hayvancılık, gençliğin koruyucusu olarakta bilinir), arkeolojik açıdan önemlidir.

2008 araştırmalarının bir başka önemi ise Hitit katmanlarına ulaşılması, Hitit Kizzuwatna dönemi ile ilgili bilgilere yaklaşılmasıdır

1960’lara dek köy merkezi Kocaören iken, 1960’lardan sonra Eski Mezitli önem kazanır. 1968 yılında belediye statüsünü kazanacak olan Mezitli Beldesi –şimdiki bölge-, 2008 yılının altı Mart günü TBMM tarafından kabul edilen ve 22-Mart-2008 tarihli, 26824 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı kanunla ilçe olmuştur.

Tece, Davultepe ve Kuyuluk Belediyeleri’nin Mezitli Belediyesi’ne devredilmeyle Mezitli, ilçe konumunda kavuşmuştur.

İlk Kurucu İlçe Kaymakamı; Kamil Kıcıroğlu’dur.
İlk İlçe Belediye Başkanı; Uğur Yıldırım’dır.

Mezitli: Günümüzde Sit alanları, gezilecek yerler ;

Pompeipolis/ Soloi / Soli (Viranşehir) Örenyeri Mezitli'nin yaklaşık 2 km. güneyindeki Viranşehir semtindedir.

Soli’de bulunduğu öne sürülen ve bugün Berlin Staatliche Museen’de bulunan Luwice yazıtlı mühürler ve silahlar Orta Tunç Çağı’na tarihlenmektedir. Filozof Chrysippos ile matematikçi ve astronom Aratos’un İ.Ö. 3.yy.da burada yaşadığı sanılmaktadır.

Strabon’a göre Soloi-Pompeiopolis antikçağda Kilikia Trakheia (Dağlık Kilikia) ile Kilikia Pedias (Ovalık Kilikia) sınırını oluşturmaktadır.

İ.Ö. 8-7.yy.da kurulduğu kabul edilen kentin Strabon, Akhaioslar ve Rhodos’taki Lindos’lular, Pomponius Mela ise Argos’lu ve Rhodos’lu kolonistler tarafından kurulduğunu yazmaktadır. İ.Ö. 1. binde Soli önemli bir liman olmuştur. İ.Ö. 6.yy ortalarında başlayan ve Büyük İskender’e kadar süren Anadolu’daki Pers egemenliği döneminde de önemini korumuştur. İ.Ö. 5.yy’da özerkliğini koruduğu kendi adına sikke bastırmış olmasından anlaşılmaktadır.

Hellenistik Dönem’de Seleukos Egemenliği’nde olan bu liman kenti, parlak bir dönem yaşamıştır. Seleukos Yönetimi’nin İ.Ö. 1.yy’da zayıflamasıyla, Soli için de zor günler başlamıştır. Kral Tigranes, kenti yağmalayıp, halkını göçe zorlamıştır. Böylece Kilikia için yağmacılık, esir ticareti ve kargaşa ile dolu korsanlık dönemi başlamıştır.

Romalı komutan Pompeius bu kargaşalığa son vermek için İ.Ö.67’de esir aldığı korsanların bir bölümünü Soli’ye yerleştirmiştir. Grekçe Soloi , Latince Soli olarak kullanılan ve “Güneş” anlamına gelen kentin adı, bu olaydan sonra Pompeiopolis ( Pompeius’a adanmış kent, Pompeius için kent ) olarak değiştirilmiştir.
Roma Dönemi’nde kent yeniden canlılığına kavuşmuştur. İmparator Hadrianus İ.S. 130’da Anadolu’ya yaptığı gezi sırasında Roma’nın eyaleti olan Kilikia’ya kadar gelmiştir. Soli’deki liman çalışmalarına parasal destek vermiştir. Hıristiyanlık döneminde bir piskoposluk merkezi olan Soli, 6. yy.da meydana gelen depremde zarar görmüş ve 7.yy.da da Arap akınlarıyla karşı karşıya kalmıştır.

19.yy.da Soli’ye gelen Avrupalı gezginler, kentte tiyatro, tapınak, hamam gibi yapıların ve nekropolisin bulunduğundan söz etmektedirler.

a) Sütunlu Cadde :200 tane olduğundan bahsedilen sütunlardan bugün 33’ü ayaktadır. Bunlardan 4’ü batı, 29’u doğu sütun dizisine aittir. Korinth düzenindeki sütun başlıklarından bazıları figürlüdür. Ayrıca bazı sütunların yazıtlarından, caddeye bakan konsolların, Roma imparator ya da üst düzey yöneticilerin büstlerini taşıdığı anlaşılmaktadır. Son yapılan kazılarda ele geçmeye başlayan mermer heykeller bu durumu kanıtlayan en önemli buluntular arasındadır.

b) Soli Höyük :22 m. yüksekliğinde ve 300 m. çapındadır. Tepe üzerinde yapılan yüzey araştırmalarında Erken Demir Devri’nden, Roma Dönemi’ne kadar tarihlenen keramik parçaları bulunmuştur. Kazılarla da mimari buluntuların yanı sıra çok sayıda amphora kırıkları,kandiller,dokuma ağırlıkları ortaya çıkarılmıştır.

c) Antik Liman :Kalıntılarının bir bölümü bugün de görülebilen liman, birbirinden 200 m. aralıklarla düzenlenmiş iki dalgakırandan oluşmaktadır. Bunlardan batıdaki daha iyi korunmuştur.

d) Roma Hamamı :Soli’de yüzeyde görülebilen mimari kalıntılardan biriside Roma Hamamıdır. Bu yapıdan da günümüze sadece birkaç duvar parçası kalmıştır.

Fındıkpınarı Kalesi Mezitli’nin yaklaşık 40 km. kuzeyindeki asfalt yol ile ulaşılan Fındıkpınar’ı yaylasındadır. Yaylanın bitişiğinde, duvarları ana kaya üzerine uydurularak yapılan kalede, aynı adı taşımaktadır.

Taş ve tuğla ile örülmüş duvarlar, kayaların üzerinde yükselmektedir. Doğu taraftaki dairevi yerin ortasındaki taştan yapılmış kule ve kuzeyde daha küçük olan yuvarlak burcu vardır. Etrafı odalarla çevrili, doğu ve güney kulelerine benzemeyen kuzeydeki kulenin ortası, ana kaya görünümündedir. Bu kulenin tam kuzeyinde ana kayadan oluşan düşey bir duvar vardır. Bu belki de burada kontrolün yapıldığı avlunun giriş kapısıdır. Karmaşık planlı, yuvarlak kuleli bu garnizon kalesi, Ortaçağ Dönemine tarihlenmektedir.

Kaleburnu Köyü Kalesi Mezitli’nin yaklaşık 20 km. kuzey batısında (Fındıkpınarı yolu üzerinde) bulunan Kaleburnu Köyü’nün girişinde, yolun sağındaki yüksek bir tepe üzerinde kurulmuştur. Eteklerinde yapılan yüzey araştırmasında Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerine ait seramik parçalarına rastlanmıştır. İç sur ve dış sur bulunmaktadır. Surların ve burçların bir kısmı ayakta kalmıştır.

Kuzucubelen Kalesi ve Ören yeri Mezitli’nin yaklaşık 24 km kuzeyinde Mezitli-Fındıkpınarı karayolu üzerinde, 450 rakımlı bu küçük gözetleme kalesi, uçurum dibindeki yüksek platoya dayanmaktadır. Köylüler tarafından Taş Kale olarak adlandırılmaktadır.

Kale iki katlı ve dikdörtgen planlıdır. Batıdaki bir gedik dışında duvarlar orijinal yüksekliklerine dayanmaktadır. İki kemeri çökmüştür. Ortaçağ mimarisinin tipik örneğidir. İç tarafındaki blokların kenarları çok miktarda harç ve küçük kaya parçaları ile doldurulmuştur. Kapı girişinde, kaldırılabilir ahşap bir seyyar merdiven kullanılmış olmalıdır. Yüksek seviyedeki diğer açıklıklar doğu ve güney duvarlarındaki dar deliklerdir. Gözetleme delikleri kapılara göre küçüktür. Daha üst seviyedeki tek giriş kuzeybatıdadır.

Bizans ve Roma dönemlerinde de iskan gördüğü anlaşılan kalede, kilise, sarnıç ve belki de manastır olabilecek yapı kalıntıları bulunmaktadır.

KAYNAKÇA:

ÇIPLAK, Mustafa Necati:
      İçel Tarihi, Tarihi – Turistik Zenginlikleriyle
      Selim Ofset Matbaası, Mersin, 2003.
ÇİFTCİ, Ali:
     Milli Mücadele Döneminde Mersin Havalisinde İz Bırakanlar
     Bizim Grup Basımevi, Mersin, 2009.
DEVELİ, Şinasi:
       Dünden bugüne Mersin 1836-1990
       Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin, 2001.
GÜVEN, Suna:
         Roma Liman Kentleri: Pompeiopolis’e Bir Bakış
         Anadolu Medeniyetleri Müzesi Konferansları. Ankara, 2001.
MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI:
        “bir dünya kenti” MERSİN “the world city”
         Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, 2008.
MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI:
          2008 Ekonomik Rapor.
          Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, 2008.
MERSİN VALİLİĞİ:
          Mersin Ören Yerleri – Kaleleri Müzeleri
          Ekin Grubu Yay. Mayıs, 2009.
OĞUZ, İbrahim:
        Mersin Kentinin Kuruluş Öyküsü
        Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin, 2006.
PESCHLOV, Annelıese:
         İstanbuler
         Mittelungen (syf: 25), 1975.
TÜRKOĞLU, Veli Metin:
          Tarihi Bilgiler
          Yayımlanmamış Yazı. Mersin, 2010.

Eklenme Tarihi: 15.06.2011
Bu kayıt toplam 955 kere görüntülenmiştir
Yorum ekleyebilmek için sisteme üye girişi yapmalısınız !
KAYITLI YORUMLAR
Kayıtlı yorum bulunmamaktadır.
1 DİĞER KAYITLAR
SANAYİ VE İŞGÜCÜ VERİLERİ...
TARIM VE HAYVANCILIK VERİLERİ...
MÜDAFAAİ HUKUK TEŞKİLATI-KUVAY-İ MİLLİYE (MİLLİ GÜÇLER)...
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE MERSİNDEN SEÇİLEN MERSİNLİ(MEZİTLİLİ) ...
MERSİN`İN 88.KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜ...
 26.07.2014 -
Sitemiz bugün 24 kişi, toplam 694526 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.
Online Ziyaretçi: 18 - Aktif Üyeler: 0